AKVARYUM BAKIMINDA YAPILAN YAYGIN HATALAR

Akvaryum Tutkusu, “Hobi” tanımının çok ötesinde bir kavramdır. Pek çok akvaryum sahibi kendilerini “Akvarist” olarak tanımlar ki; kulağa abartılı gelse de aslında istisnasız uzmanlık ve ustalık gerektiren işler için kullanılan “-ist” eki; “Akvaryum” kelimesinin artık bilimsel köklere dayanan bir yaşam biçimi olduğunu belirtmek içindir.

Sadece görsel güzelliğinden dolayı satın alınıp bilinçsizce evin baş köşesine konulan akvaryumlar, bakımlarında yapılan yaygın hatalar nedeniyle çok kısa bir süre içinde, kötü görünen ve kokan, bir an önce kurtulmak gereken lüzumsuz eşyalara dönüşürler.

Akvaryum bakımında yapılan yaygın hatalar hiç şüphesiz ki, bilgi ve araştırma eksikliğinden kaynaklanmaktadır. Başlangıçta da belirttiğimiz gibi, sadece dekoratif olduğu veya çocuğumuza hayvan sevgisi aşılamak için edindiğimiz akvaryumları edinmeden önce aslında çok detaylı araştırma ve aktif öğrenme dönemlerine ihtiyaç var.

Akvaryumcudan poşet içinde alıp getirdiğimiz balığı, “Temizdir” düşüncesiyle damacanadan alıp, biraz ısıtarak fanusa doldurduğumuz suyun içine attığımızda neden birkaç gün içinde öldüğünü anlamak uzun bir süreç ve bilgi birikimi gerektiriyor.

Akvaryumlarda Azot döngüsü Nedir?

azot-dongusu

Sağlıklı bir akvaryumun suyu, çok açık çay gibi hafif sarımtırak ve kendine özgü organik (ama asla kötü olmayan) bir kokusu olan ve akvaristlerin “oturmuş su” dediği özelliklere sahiptir.

İşte suyun damacanadan veya musluktan çıkıp, bu özelliklere sahip olana kadar geçen sürece neden olan olayların tümü “akvaryumda azot döngüsü” olarak adlandırılıyor.

Balıklar ve diğer su canlıları, tüm diğer canlılar gibi idrar ve dışkı üretirler ve bu artık maddeler kapalı bir ortam olan akvaryum içinde hapsolur.

İdrar ve dışkı ile ortaya çıkan “Amonyak” tüm akvaryum canlıları yüksek derecede toksik ve ölümcüldür. Belli bir konsantrasyonun üzerine çıkması durumunda akvaryumdaki tüm balıkların toplu halde ölümü kaçınılmazdır.

Peki bu zehirli kimyasalı akvaryumdan uzaklaştırmanın bir yolu yok mu?

Cevap aslında “Yok”. Biz dışarıdan müdahale ile amonyak seviyesini kontrol etmeye kalkarsak, akvaryum bir hobiden/tutkudan ziyade, bir eziyet haline gelir. Ama akvaryumlarda, bu işi bizim için yapacak bakteriler var. Bu bakteriler; çoğunlukla akvaryum filtresinde ve tabanda kullanılan kum, çakıl vb. malzemelerin üzerlerinde yerleşir ve yaşarlar. Görevleri oksijeni kullanarak Amonyağı (NH₃), yine oldukça zehirli bir bileşik olan) Nitrit’e (NO₂) dönüştürmektir. Bu aşamada devreye yine sağlıklı akvaryumda mevcut olması gereken “nitrifikasyon bakterileri” devreye girer ve Nitrit’i, göreceli olarak çok daha az zararlı bir madde olan Nitrata (NO₃) dönüştürürler. İdeal bir ortamda, ortaya çıkan Nitratın da anaerobik (oksijensiz ortamda yaşayan) bakteriler tarafından Serbest Azota (N₂) dönüşerek atmosfere karışması gerekir, ancak akvaryum ortamında bu anaerobik bakterileri bulundurmak çok zordur.

Bu yüzden akvaryumda giderek yükselen nitrat miktarı, haftalık %20-25’lik su değişimleri ile düşük tutulmaya çalışılmalıdır.

(Konu ile ilgili AKVARYUMDA AZOT DÖNGÜSÜ başlıklı makalemizi de okuyabilirsiniz)

Su Kimyasının Temel Parametreleri Nelerdir?

akvaryum-su-kimyası

Kökenleri, dünyanın birçok köşesindeki sular olan yüzlerce çeşit balıktan söz ediyoruz. Doğal olarak her birinin ihtiyaç duyduğu su değerleri birbirinden farklı olacaktır.

Farklı su değerlerine ihtiyaç duyan farklı türleri bir arada barındırmaya çalışmak akvaryum bakımında yaygın yapılan hatalardan bir diğeri.

Balık satın almadan önce, akvaryumda görmek istediğimiz türlerin ihtiyaç duydukları su değerlerini, evdeki şartlarla sürekli olarak sağlayıp sağlayamayacağımızı bilmemiz gerekir.

Akvaryumlarda su kimyasının temel parametreleri şöyle sıralanabilir;

  • pH Suyun Asitlik (1 ila 14 arasında olacak şekilde) derecesini gösterir. pH7 “Nötr”, 0-7 arası asitik, 7-14 arası ise “bazik”(alkali) su olarak adlandırılır.
  • gH Suyun Genel Sertlik Derecesidir. Suda mevcut kalsiyum-magnezyum minerallerinin toplam miktarı olarak kabaca açıklanabilir.
  • kH Karbonat Sertliği Olarak tanımlanır ve sudaki karbonatlı bileşiklerin derişimini gösterir.
  • Salinite Suyun tuzluluk oranıdır.

Bu temel bilgilerden sonra, edinmeyi düşündüğümüz balık türlerinin hangi su değerlerine gereksinim duyduklarını araştırıp, akvaryumdaki balık popülasyonunu bu kriterlere göre belirlemek kayıpları en aza indirecektir.

Konu ile ilgili olarak AKVARYUM SU KİMYASI ve SU DEĞERLERİNİN BALIKLAR ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ başlıklı yazılarımızı da okuyabilirsiniz)

Bu Hataları Sakın Yapmayın;

balıklarda-stres-2

  • Farklı su şartlarını tercih eden balıkları bir arada bulundurmaya çalışmayın.
  • Akvaryumdaki su değerlerini hızlıca değiştirecek farklı kökenlerden gelen, farklı değerlere sahip suları kullanmayın.
  • Su sıcaklığının gün içinde sürekli değişmesine izin vermeyin: ISITICI KULLANIN
  • Balıkların, türlerine özgü davranışlarını önceden öğrenin, agresif ve çekingen türleri aynı akvaryumda beslemeye çalışmayın.
  • Balıklarınızın beslenme alışkanlıklarını (etçil, otçul gibi) göz önünde bulundurarak türe uygun besinler sağlayın.
  • Haftalık su değişimlerini asla ihmal etmeyin.
  • Yosunlarla boğuşmak istemiyorsanız, akvaryumunuzu direkt güneş gören bir yere koymayın.
  • Bir hastalık söz konusu olmadığı sürece akvaryumunuza asla ilaç vb. kimyasallar eklemeyin.
  • Bir “karantina” akvaryumunuz olsun, hasta balıkları asla ana tankınızda tedavi etmeye çalışmayın.
  • Klor içerme ihtimalinden dolayı asla musluktan akvaryuma direkt olarak su aktarmayın. En az bir gün bir kapta dinlenmiş su kullanın.
  • Akvaryumun içine minimum müdahalede bulunun, elinizi-kolunuzu sürekli akvaryuma sokmayın.
  • Balıklar açlıktan ölmez, gün içinde sık ama az miktarda yem verin. Günde bir öğün bolca yem verip, kısa sürede tüketilmeyen yemlerin akvaryumda nitrat miktarını hızla yükselteceğini unutmayın.

Akvaryum bakımında yapılan yaygın hatalar elbette yukarıdakilerle sınırlı değil. Bu listeye daha birçok madde eklenebilir. Bu sıralananlar olumsuz sonuçları ve sıklıkları nedeniyle ilk etapta sıralanması gereken hatalar.

Balıkların, bitkilerin, salyangozların, midyelerin birer canlı varlık olduğunu unutmadan, akvaryumu bir dekorasyon veya mobilya olarak görmeyip, canlıları barındıran küçük ölçekli habitatlar olarak görmeye başladığınızda kendinizi bir “Akvarist” olarak tanımlayabilirsiniz.